Lojistiğin Değişim Süreci
1945′lerde yaşanan değişim, sadece bomba yapım teknolojisi ile sınırlı değildi. Karada demiryollarının ve içten yanmalı motorlu araçların kullanılması, öncesine göre çok daha büyük ölçekli birlik ve birlik ağırlıklarının mobilize olmasına imkân verirken, benzin motorin tüketimini artırmış ayrıca bu birliklerin büyük hacimlerinden kaynaklanan hantallıkları düşman taarruzlarına karşı artan zafiyeti beraberinde getirmişti. Lo-jistikçiler için asıl problem silah teknolojisinde İkinci Dünya Savaşından sonra yaşanan quantum teknolojisinden bahsedilecek noktalara varan gelişimin lojistik sektöründe aynı seviyede yaşanamamış olmasıdır. İkinci Dünya Savaşının en önemli etkenlerinden biri dönemin savaş teknolojisinin hammaddesi olan demir çeliğin tüketim miktarlarında büyük artış olmasıdır. Yüzyıllar boyunca sadece savaşan bir adam olan asker, 19 yüzyılın ortalarından sonra biçimsel manada önemli değişikliğe uğradı.
Artık askerler deniz aşırı mesafelere çok daha kısa sürelerde ulaşabiliyorlardı. Klasik lojistik sorunlar çok farklılaşmıştı. Örneğin 1962′de Sovyetler Birliği, Küba’da 25 bin kişinin konuşlandığı bir füze üssü kurmuştu. ikinci Dünya Savaşı boyunca ve sonrasında ABD rakipleri ve benzerleri ile mukayese edildiğinde Dünyanın en büyük ve gelişmiş lojistik sistemini işletmeye başladı. 1945 sonrası en önemli gelişme yüksek teknolojiye sahip sistemlerin, düşük teknolojiye sahip ancak iyi organize edilmiş sistemlerin yerini alması olmuştur. Bu yaklaşımın örneklerini 1950′lerde yaşanan Amerikalıların Kore Savaşları, Fransızların Cezayir müdahalelerinde görülmüştür. Daha sonra bu askeri olaylardan çok daha fazla konuşulacak olan Vietnam savaşını 1979-89 yılları arasında on yıl süren Sovyetlerin Afgan müdahalesi takip etmiştir. Her ne kadar Afgan müdahalesi Vietnam savaşından daha küçük ölçekli olsa da politik, sosyal ve ekonomik dinamikler adına benzeşen sorunlara neden olmuşsa da ileri ve geri teknoloji mücadelesine sahne olmuştur. Büyük şehirler ve önemli yerleşim birimlerinde yoğunlaşan Sovyetler,birliklerini ve ağırlıklarını havadan taşınma, karadan motorize sevk etme kabiliyetine sahip olmalarına rağmen, bu imkanlardan yoksun olan Afganlar Rusların hedeflerine ulaşmasını engellediler.
İlkel kabilelerin kendi aralarında taş ve sopalarla yaptığı ilk savaşlardan başlayarak, atları savaş alanında ilk kullanan Türk akıncılarının savaş biçimleri ile süren, genelde Birinci Dünya Savaşında baskın olan cephe savaşlarına, havadan, karadan ve bazen denizden ateş desteği ile hareketli zırhlı birliklerin başrolünü oynadığı İkinci Dünya Savaşı muharebelerine kadar devam eden askeri alanda değişim süreci lojistik alanda da değişikliklere neden olmuştur. Ordularına uygun şekilde lojistik destek sağlayamayan milletler çoğu zaman önemli kayıplar vermişler, bazen de yok olup gitmişlerdir. Üretim alanında yaşanan lojistik başarısızlıklar ekonomik kayıplara neden olup bir şekilde telafi edilebilirken, askeri a-landa yaşanan lojistik başarısızlıkların bedeli milletlerin kendi evlatlarının kanı olduğundan telafisi genelde mümkün olmamıştır. Bu yüzden askeri lojistik faaliyetlerin planlanmasından ve icrasından sorumlu olanların, askeri alanda yaşanan gelişmeleri çok yakından takip etmeleri ve yeni lojistik çözümleri diğer ordulardan önce üretmesi büyük önem taşımaktadır.