Taşımaların Düzenlenmesi

25 Aralık, 2009 Yorum Yok »

İkili, üçüncü ülke ve transit taşımalarda, yurtiçi taşımaları aksatmamak ve Türkiye üzerinden yapılan uluslararası taşımaları daha düzenli, güvenli ve süratli kılmak amacıyla, gerektiğinde diğer taşıma sistemleriyle birlikte ve tamamlayıcı olmak üzere altyapının fiziksel sınırları ile güzergâhların belirlenmesine ilişkin mevzuat çerçevesinde Bakanlıkça kota sistemi uygulanabilmektedir.

Türkiye ile uluslararası karayolu taşıması anlaşması olmayan ülkelere ait taşıtlarla, Türkiye’ye veya Türkiye üzerinden yapılacak taşımalarda kullanılacak her bir taşıt için Bakanlıktan izin alınması gerekmektedir.

Yetki belgesi sahiplerinin taşımalarda kullanacakları Türk plakalı taşıtlar ile Türkiye’ye ve/veya Türkiye üzerinden taşıma yapacak yabancı plakalı taşıtların Karayolları Trafik Yönetmeliğinde öngörülen ağırlık ve boyutlara uygun olması koşulu bulunmaktadır.

Bilgi Lojistiği

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Bilgi lojistiği, pek sık ifade edilmese bile, tüm lojistik uygulayıcıların hemen her uygulamada başvurdukları bir kavramdır. Bilgi lojistiği kavramı akademik terminolojide iki farklı biçimde kullanılmaktadır.

Bunlardan ilki, bilginin pratikte uygulama biçimi olan teknolojinin desteğinde icra edilen lojistik faaliyetlerdir, e-tedarik adı da verilen bu uygulama biçimi çalışmanın diğer bölümlerinde farklı şekillerde dayalı

biçimde ele alınmıştır, e-tedarik ile kurumsal satın alma işlemlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesine imkan sağlayan internet destekli elektronik tedarik sistemleri ifade edilmeye çalışılmaktadır. Tedarikçiler, ürün ve hizmet bilgilerini online olarak görebilirler. Bu işlemlerin ortak noktası 24 saat açık bir ortam oluşturarak stok durumunun güncel durumunun görüntülenebilmesi, sipariş sürecinin kolaylaştırılması ve işlemlerin izlenmesidir. Kısaca e-tedarik ihtiyaç sahibi, üretici ve varsa üreticinin tedarikçilerinin işlevsel olarak bir araya geldiği bir sanal bir sistemdir, e-tedarik sisteminin kullanıcılarının hedefleri; hizmet kalitesini geliştirmek, daha entegre bir satın alma sistemi kurmak, depolama maliyetlerini düşürmek, etkin bir stok kontrol mekanizması geliştirmek, kırtasiyenin azaltılması ve rekabet koşullarında avantaj sağlamak olarak sıralanabilir.

Bilgi lojistiği kavramının ikinci kullanımı ile, bilginin belli koşullarda muhafazası, talep edildiği anda kullanılmasını sağlayan bir sistem bütünlüğünü ifade edilmektedir. Bilgi aktarımı yararlı bilginin gereksiz bilgiden ayrılarak işlenmiş halde hizmete sunulması halinde işlevselolacaktır, bilgi lojistiği üretim sektöründe sanayi casusluğu ile karşımıza çıkmaktadır. Büyük ölçekli otomotiv işletmelerinin model geliştirme sürecinde, ilaç firmalarının üretime sürdükleri belli ilaçların formüllerinde, kozmetik firmalarının şampuan parfüm gibi markaya has özellikler taşıyan ürünlerde sıkça kullandıkları bilgi lojistiği, telif haklarının korunduğu gelişmiş ülkeler de katma değer yaratma adına da önem taşımaktadır. Askeri faaliyetlerde istihbarat branşında çok başarılı uygulamaları olan bilgi lojistiği kapsamında bilginin korunması, İkinci dünya savaşında şifre savaşları ile müttefikler ile Almanlar ve Japonlar arasında savaşın genel dengesini değiştirecek boyutlara taşınmıştır.

Günümüz teknolojisinde uzaydaki uydulardan çekilen fotoğraflardan araç plakalarının okunabildiği, tüm cep telefonlarının dinlenebildiği ve internet üzerinde yapılan iletişimin izlenebildiği bir ortamda bilgini saklanmasının güçlüğü göz önüne alındığında yakın gelecekte bilgi lojistiğinin önemi daha da artacağı değerlendirilmektedir.

Lojistik Uygulamalarda Toplam Kalite Yönetimi

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Dünya’da hızla artan rekabet koşulları, işletmeleri kendilerini yenileyen, değişimlere ayak uyduran, Dünya çapında lider işletme haline gelmenin hedef olarak seçilmesine yol açmıştır. Tüm köklü işletmeler yeni ve kendini yenileyen işletmelere karşı kendilerini korumak zorundadırlar.39

Değişen tüketici tercihleri yüzünden firmalar, üretim biçimlerinde önemli değişiklikler yapmak zorunda kaldılar. Bu değişimlerden en ö-nemlisi “Toplam Kalite Yönetimi (TKY)” nin firmalarca üretim sürecinde uygulanmaya başlanması oldu. Bu uygulamaların ilk görüldüğü Japon firmaları, kendi sektörlerinde öncülüğü ele alınca, TKY, diğer işletmelerde de yoğun biçimde uygulama alanı bulmaya başladı. Bu kapsamda TKY’nin, ne olduğunu ve lojistik sektörünü nasıl etkilediğini incelemekte fayda vardır.

Bilimsel olarak ilk kez ABD’de, II. Dünya Savaşı sırasında görülen Toplam Kalite anlayışı üzerine yapılan çalışmalar, savaş sonrası yıllarda da artarak devam etmiştir. İlk kalite kontrol çalışmaları 1946′da Japonya’da görülmüştür.

Sistemin tüm ömür devri boyunca uygulan ve entegre bir yönetim metodu olan TKY, üretim ve işletim sisteminin her aşamasına uygulanır. TKY, insan yetenekleri nin mühendislik, üretim ve destek işlemlerine aktarılmasıdır. TKY, öncelikli olarak toplam müşteri memnuniyetini ardından sürekli gelişimi ve tüm çalışanların bireysel olarak dikkate alınmasını hedefler. Kaliteden sadece kalite kontrolcüler değil tüm çalışanlar sorumludur. 1980′den sonra, TKY sadece ticari işletmelerde değil kamu kuruluşları, eğitim kurumSarı gibi ekonomik amaçlı olmayan organizasyonlarda da yoğun biçimde kullanılmaya başlandı.

Günümüze dek yaşanan değişim ve gelişmeler sonucu getirilen yenilikler, TKY’nin felsefesine yeni boyutlar kazandırmıştır ve kazandırmaya da devam edecektir. Bu gelişim dinamiği TKY’nin zaman içinde demode olması bir yana yeni yönetim felsefelerinin gelişmesini de sağlayacaktır. En kısa ifadesi ile TKY, katılımcı yönetimi kullanan ve müşterinin gereksinimlerine yoğunlaşmış sürekli bir iyileştirme sistemidir. TKY’nin temel unsurları, mal ve hizmet üretimi karşılığında müşteri memnuniyetinin sağlanması, müşterinin gereksinimlerinin karşılanması, belirlenen amaçlara ulaşmak için kurumsal faaliyetlerin sürekli geliştirilmesi ve iyileştirilmesidir. TKY, müşteri merkezli olup onun memnuniyetine yönelik bir yönetim felsefesidir. Bunu yaparken fiziksel ve beşeri kaynakların etkin kullanımı ile faaliyetlerde verimliliğin en üst düzeyde gerçekleştirilmesinin amaçlanması ön plana çıkmaktadır. Özünde hizmetlerde ve ürünlerde verimliliği ve kaliteyi arttırmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak üzere kararlar ve buna bağlı faaliyetler zinciri olan TKY, hizmette kaliteyi ve verimliliği arttırmakla birlikte müşteri memnuniyetini de beraberinde getirmiş olacaktır. Bununla birlikte bu felsefenin uygulanması örgütte en alt biriminde en üst birimine kadar topyekün çalışmayı ve desteği gerektirmektedir.

TKY, lojistik uygulamaların her aşamasında kullanılabilmektedir. TKY uygulamalardan faydalanan işletmeler, acımasız rekabet koşullarında ayakta durabilmek adına rakiplerinden bir adım önde olmayı başarmışlardır. Mükemmele yakın sıfır hatalı üretim yapabilme becerisi gösteren işletmeler, ürünlerini zamanında teslim edemediklerinde veya uygun koşullarda müşterilerine ulaştırmadıklarında TKY’nin sadece üretim sürecine değil tüm lojistik operasyon alanlarına uygulanması gereğini fark etmişlerdir. Daha farklı bir tabirle her aşamadaki zayıf lojistik performans ürün kalite inisiyatifini kökünden sarsıyordu.

Lojistik zincirin bir halkası olan müşterilerin, zincirde ara halka o-labileceği de dikkate alınarak, kalite beklentileri, stratejik kaynakların kullanımında büyük önem taşımaktadır. Kaliteden ödün vermediğini iddia eden ve kendi üretim sürecine TKY felsefesini noksansız uygulayan bir işletmenin diğer firmalara ürettirdiği diğer bir tabirle fason üretim yaptırdığı, ürünlerini depolattırdığı, dağıtımını yaptırdığı işletmelerden de aynı kalite uygulamalarını beklemesi doğaldır. Aksi takdirde bu firmaların kendi üretim zincirinin kalite inisiyatifinin tamamlandığını söylemek mümkün olmayacaktır. Bu yaklaşımla tüm lojistik uygulayıcıların TKY felsefesini bilmeleri, hangi lojistik branşla ilgilenirlerse ilgilensinler mutlaka kendi işlem süreçlerine TKY felsefesini adapte etmeleri gerekmektedir.

Yönetim Kavramı

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Lojistik ve TKY arasındaki ilişkiye değinmeden önce yönetim kavramına açıklık getirmek faydalı olacaktır. Yönetim insan ilişkilerinin olduğu her yerde ve zamanda var olmuştur. Tarihçiler yönetim düşüncesinin ilk çağda yaşamış medeniyetlerde dahi var olduğunu ve zaman içerisinde gelişme gösterdiğini belirtmektedirler. Tarihçi Daniel A.VVren organizasyon ve yönetim düşüncesinin başlangıcını MÖ. 5000′li yıllara kadar götürmektedir.32

Yönetim kavramı için birden fazla tanım bulmak mümkündür. Örneğin, Demir, yönetimi; “neyapılması gerektiğini belirleme ve bu amacı en iyi biçimde başkaları aracılığıyla gerçekleştirmenin uygulaması” olarak tanımlamaktadır.33 Akat’a göre ise yönetim “başka kişilerin çalışmaları işle amaca öncelik işlerin yapılması”dır.34

Yönetim düşüncesinin temel öğesini ve konusunu oluşturan “yönetim” kavramı, en geniş anlamda; “bir insan grubuna işbirliği ve eşgüdümleme sağlamaya yönelik olarak sürdürülen çalışmaların tümünü ifade eder. Koşullara bağlı olarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimlerde ele alınıp incelenen ve tanımlanan yönetim; en yalın anlatım biçimiyle, “bir kuruluşta ortak bir amaca ulaşma yolunda girişilen faaliyetlerin düzenlenmesi, yönlendirilmesi” olarak da tanımlanabilmektedir.

Yönetim biliminin kurucusu Henri Fayol, bir işletmeyi amacına doğru yöneltmek için, daha önce vurgulandığı gibi işletme içinde çeşitli faaliyetler, hareketler, işler yapıldığını, sözü geçen faaliyetlerin değişik gruplar halinde toplanabileceğini ve bu sınıflama sonunda hangilerinin yönetim faaliyeti olduğunun ortaya çıkarılabileceğini söyleyerek işletmelerde sözü edilen faaliyetlerini* altı ana grupta toplamakta ve bu suretle de yönetimin diğer bütün işlerden ayrı karakteri ve özelliği olan bir faaliyet ve ayrı bir işlev olduğunu açıkça belirtmektedir.

Taylor, bilimsel yönetim ilkelerini belirli temel prensiplere dayandırmıştır.35 Bunlar; işçinin bireysel yargısının yerine bilimin ikamesi (yani gerçek bir yönetim biliminin geliştirilmesiyle her işin en iyi nasıl yapılacağının belirlenmesi), işçilerin rast gele seçilip geliştirilmeleri yerine, çalışanların tek tek bilimsel olarak seçilip geliştirilmesi (yani incelenip, eğitilip, yetiştirilmesi), yönetimin çalışanlarla samimi bir işbirliği içinde olması şeklinde ifade edilebilir.

Fukuyama’ya göre36 Taylor, Amerikalılar’a özgü bir tarzda, bilimsel analiz kisvesinin altında birçok ideolojik varsayım saklamıştı. Onun için ortalama işçi, klasik ekonominin “ekonomik insanıyla” karşılaştırılabilirdi. Bu da temel olarak, kişisel menfaatlerinin uyarılmasına tepki veren pasif, rasyonel ve soyutlanmış bir bireyi tanımlıyordu. Bilimsel yönetimin hedefi, işyerini, bir işçinin gerek duyduğu tek niteliğin itaat olduğu bir tarzda yapılandırmaktı. İşçinin üretim hattı üzerinde kollarını ve bacaklarını hareket ettirerek yaptığı en temel hareketlere kadar işçilerin bütün aktiviteleri, üretim mühendisleri tarafından düzenlenen ayrıntılı kurallarla dikte ediliyordu. Yaratıcılık, inisiyatif, yenilikçilik vb. diğer bütün insani nitelikler, organizasyonun başka bir yerindeki uzmanların yetki alanına giriyordu. Bilimsel yönetim daha çok tanınınca, mantıksal olarak Taylorculuk düşük güvenli, kural-bazlı fabrika sistemini özetleyen bir şekilde sistematikleştirilmiştir. Başaran’a göre bir mühendis olan Taylor’un başlattığı bilimsel yönetim akımı, yönetimde insan ilişkilerine kaynaklık edecek bir görüş getirmemiştir.37 Ancak iş göreni bir makine olarak görse bile, yönetimde öne çıkartmış, onun incelenmesini gerekli kılmıştır. Üreten insanın yönetimce odak alınmasına, “Bilimsel Yönetim Kuramı”nın da üyesi olduğu yapısal kuramlar yol açmıştır.

1970′lerde başlayan ve 80′lerde yoğunlaşarak devam eden uluslararası rekabet, endüstrileşmiş ülkelerde rekabet üstünlüğünün korunması açısından fordist üretim anlayışının ve Taylorist iş organizasyonunun yetersizliğini açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca bu süreç içerisinde, özellikle rekabet gücünde önemli bir gerileme gözlemlenen ABD’de, teorik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak uygulama alanı bulan esnek kitle üretimi ve insan kaynakları modeli de yeterli etkinliği sağlayamamıştır.38

gebze nakliyat