Kullanıcılar ile İlişkiler

5 Ocak, 2010 Yorum Yok »

Kullanıcılar, bölgedeki faaliyetleri dolayısıyla yapılmasını istedikleri işlerle ilgili olarak “serbest bölge işlem formu”nu doldurarak bölge müdürlüğü”ne vermek ve özel hesaba ödenmesi gereken ücreti bölge gelirlerinin toplanması amacıyla açılmış olan özel hesabın bulunduğu bankalara ya da diğer bankalara ödeyip, aldıkları iki makbuz kopyasından birini bölge müdürlüğüne verilen serbest bölge işlem formu nüshasına ekleyerek işletici veya bölge kurucu işletmesi yetkililerine teslim etmek suretiyle, müracaatlarını yapmaktadırlar Özel hesaba ödeme olmadığı hallerde “serbest bölge işlem formumun kalan nüshalarının bölge müdürlüğünden alınıp, işletici veya bölge kurucu işletmesi yetkililerine verilmesiyle müracaat işlem tamamlanmaktadır.

Serbest bölge işlem formu, kullanıcı ile işletici veya bölge kurucu işletmes arasındaki iş ilişkisini belirtilen, hizmet sözleşmesi niteliğine sahip olup, işletici veya bölge kurucu işletmesi yetkililerince bL formun imzalanarak bir nüshasının kullanıcıya verilmesiyle söz eşme akdedilmiş olmaktadır.

Kullanıcılar, bölgeye gelen ve giden veya bölgede bulunan mallar için ihtiyaç duycukları yükleme, boşaltma, taşıma, istifleme ve diğer hizmetlerini ücreti karşılığında işleticiye veya bölge kurucu işletmesine yaptırmaktadırlar. Kullanıcıların bölgedeki faaliyetleri nedeniyle ihtiyaç duyaukları araç, gereç ve ekipmanları işletici veya bölge kurucu işletmesi sağlayamadığı takdirde kullanıcılar, bölge müdürlüğünün izni ve işletici veya bölge kurucu işletmesinin koordinasyonu dahilinde, aynı bölgede faaliyette bulunan diğer kullanıcılardan da temin edebilirler. İşletici veya bölge kurucu işletmesi bu hizmetlerden dolayı kullanıcıya bizzat yaptığı koordinasyon hizme;ti karşılığında koordinasyon ücreti dışında başka ücret talep edememektedir.

Kullanıcının “serbest bölge işlem formu”, kamu veya özel bir kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken bir hizmet talebini kapsıyorsa, ezel kuruluş tarafından yerine getirilecek işler için bölge müdürlüğünden ön izin alınmak kaydıyla, hizmet ücretinin işletici veya bilge kurucu işletmesi veznesine ödenmesi ve alınan iki makbuz kopyasından birinin bölge müdürlüğümden getirilen “serbest bölge işlen formu” nüshasına eklenmek üzere, işletici veya bölge kurucu işletmesi yetkilisine verilmektedir,

Serbest Bölgelere İhraç Edilen Mallar

4 Ocak, 2010 Yorum Yok »

Türkiye’den bölgeye sevk ediien mallar, dış ticaret rejimine tabi tutulmakta ve bu rejime göre ihraç edilmiş sayılmaktadır. Bölge ile diğer ülkeler ve serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi uygulanmamaktadır. Bölgeden yurtdışına mal gönderilmesi ve hizmet verilmesi ise herhangi bir sınırlamaya tabi olmamaktadır.

Dış ticaret rejiminde öngörülen süre içinde, Türkiye’den bölgeye ihraç edilip tekrar Türkiye’ye geri getirilen mallardan binde beş oranında ücret alınmaktadır.

Bir parti olarak toplam fatura bedeli 500 ADB dolarının altında kalmak üzere bölge müdürlüğü veya bölge müdürlüğü onayı ile işletici veya Dölge kurucu işletmesi ya da kullanıcı tarafından bölgeye getirilen Türkiye mahreçli mallar, İsteğe bağlı olarak ihracat işlemine tabi tutulmayabilmektedir.

Bölgeden çıkartılan mallar için; menşe şahadetnamesi, ATR dolaşım belgeleri ve EUR.1 sertifikası ticaret ve sanayi odalarına üyelik şartı aranmaksızın, bölge müdürlüğünün yazısına istinaden mahalli odala rca verilmektedir. Serbest bölge gümrük idareleri, vize edilmek üzere ibraz olunan “ATR dolaşım belgeleri” ve “EUR.1 sertifikasının doğruluğunun kontrolünü ve söz konusu belge ve sertifikada kayıtlı eşyanın muayenesini yaparak vize vermektedir.

Serbest bölgelerdeki malların menşei ve bu mallar için a.tr dolaşım belgeleri ve EUR.1 sertifikası düzenlenmesiyle ilgili olarak; Türkiye siyasi sınırları içinde yer almakla beraber, vergi ödeme mükellefiyeti açısından gümrük hattı dışındadır. Bölgelerde üretilen mallar, gümrük kanunu’nda belirtilen menşe kriterleri; Türkiye’de elde edilen Türkiye menşeli ürünler tümüyle üretilme kriteri veya tümüyle Türkiye’de elde edilmemiş yabancı menşeli veya menşei belirsiz girdiler ihtiva eden eşyanın, Türkiye’de gördüğü değişiklik ve işlem dolayısıyla Türkiye menşeli sayılması esaslı değişim kriteri çerçevesinde, “Türkiye menşeli” hüviyetine sahip olmaktadır

Türkiye ile avrupa ekonomik topluluğu arasında bir ortaklık yaratan Ankara Anlaşması’nın ilgili maddesinde belirtilen “geçiş dönemi”nin gerçekleşme şartları, usûlleri, sıra ve sürelerini belirleyen katma protokol’ün ilgili maddesi, kapsamında, türkiye veya topluluk’da ithal işlemleri tamamlanmış, gerekli gümrük vergisi ve eş etkili vergi ve ya resimleri tahsil edilmiş ve bu vergi ve resimleri tam veya kısmi bir iadeden yararlanmamış olan üçüncü ülkeler çıkışlı serbest dolaşım durumunda sayılan malların, bölgede ham, yarı mamül veya mamül halde bulunmaları dolayısıyla veya bunların bölgede üretilen bir malın bünyesine girmesiyle üretilerek millileşen eşya için, eşyanın tarife pozisyonunda meydana gelen değişikliğe bakılmaksızın, düzenlenen ATR dolaşım belgeleri, serbest bölge gümrük idareleri’nce vize edilmektedir.

Katma protokol’ün 3 üncü maddesinde belirtildiği şekilde, türkiye veya topluluk’da elde edilen ve imaline türkiye veya topluluk’da serbest dolaşım durumunda bulunmayan üçüncü ülkeler çıkışlı maddeler giren mallar için ATR dolaşım belgeleri düzenlenmesi, imallerine giren üçüncü ülkeler maddeleri için ortak gümrük tarifesi’nde öngörülen “fark giderici vergi”nin ortaklık konseyi kararları hükümlerine göre ihracatçı ülke Türkiye’de serbest bölge gümrük idaresi’nce tahsil edilmesiyle mümkün olmaktadır. Sözkonusiı mallar için düzenlenen ATR dolaşım belgeleri, serbest bölge gümrük idareleri’nce vize edilmektedir.

Türkiye ile EFTA Devletleri arasında akdedilen anlaşma’ya ek protokol b’de yer alan hükümlerin türkiye’deki serbest bölgelerde yerine getirilmes ile türkiye menşei kazanan ürünler için menşe şahadetnamesi ve EUR.1 sertifikası düzenlenmekte ve bu sertifika serbest bölge gümrük idaresi’nce vize edilmektedir.

Askeri Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi

1 Ocak, 2010 Yorum Yok »

Askeri alanda yaşanan değişim, savaş yeteneklerinin geliştirilmesi felsefesi ile kendini besleyen ve yenileyen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarih boyunca birçok farklı alanda yaşanan teknolojik yenilikler, daha ziyade askeri alanlarda yaşanan gelişmeleri takip etmiştir. Elektro-optik, havacılık ve denizcilik gibi birçok farklı alanda yaşanan teknolojik gelişme, savaş alanlarındaki yapılanmayı tamamıyla değiştirmiştir. Günümüzde denizlerin yüzlerce metre altında çok uzun süre kalabilen nükleer denizaltılar, adeta yüzen birer teknolojik şehir olan uçak gemileri, uydular aracılığı ile uzaydan yönlendirilebilen kıtalararası menzile sahip nükleer füzeler, gözle görülemeyecek kadar küçük ajanlar vasıtası ile çok küçük maliyetlerle çok önemli hacimlerde etki yaratabilen kimyasal ve biyolojik kitle imha silahları günümüzün savaşlarının biçimini tarihteki savaşların biçiminden çok farklı hale getirmiştir.

Aslında “tarih tekerrürden ibarettir” yaklaşımında olduğu gibi, askeri alanda yaşanan değişim ve gelişmeler birbirine benzer etkiler göstermiştir. Örneğin atların savaş alanlarında boy göstermesi ile savaş alanlarının derinliği, atların koşu menzillerine göre artarken, zırhlı araçların ordulara kazandırdığı avantaj da zırhlı araçların menzili kadar artırarak benzer etki yapmıştır. Hangi alanda yaşanırsa yaşansın, askeri alanda yaşanan tüm değişimlerin en önemli nedeni genelde teknolojik alanda yaşanan gelişmelerin savaş alanında kullanılması olarak kabul edilir. Lojistikçiler için önemli olan bu değişimlerin hangi seviyede olursa olsun askeri alanda uygulanan lojistik destek faaliyetlerin değiştirilmesi ve teknolojik seviyedeki değişimle lojistik alanda olan değişimle aynı seviyede olması gereğini ortaya koymasıdır.

Lojistiğin geçmişi insanlığın geçmişi kadar eskidir. İlkel insanın uyguladığı lojistik destek faaliyetleri, teknolojinin sağladığı imkânlarla biçimsel anlamda değişime uğrarken, teknolojik gelişmenin bugünden çok geride olduğu dönemlerde, bugün bile gerçekleştirilmesi çok güç görünen, başarılı lojistik uygulama örneklerine rastlamak mümkündür. Çalışmanın son bölümünde ele alınan, Kartaca kralı Hannibal, Büyük iskender, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim gibi liderlerin uyguladığı lojistik faaliyetler bu konuda örnek olarak seçilmiştir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu örneklerin ortak noktası askeri lojistik destek planlamasında ve uygulamasında, önemli değişimlere ve ayrıcalıklı çözümlere ihtiyaç göstermiş olmalarıdır.

Yeni savaş yeteneklerinin geliştirilmesi daima temel teknoloji, süreç, organizasyon ve insan unsurlarının bazılarında veya tümünde evrim niteliğinde değişiklikleri içermiştir. Eğer rakip taraf yeteneklerini geliştirmekte geri kalmışsa, bu tür evrimsel değişiklikler muharebede rekabet avantajı üzerinde devrim niteliğinde bir etki yaratmıştır.11 Yenilik ve gelişim teknolojide, süreçde ve insan unsurundadır. Ancak bazı durumlarda sadece unsur düzeyinde yapılan yenilikler savaşma yeteneğini önemli ölçüde arttırmaya yetmemiştir. Bu da özellikle teknolojideki yeniliklerin savaşın hayati bir boyutunun büyüklüğe göre dizilişinde on kat artışlık bir gelişmeye imkân tanıdığı durumlarda böyle olmuştur. Bu on kat büyüme uçak gemisi hava unsurunda (angajman menzili), mekanize savaşta (manevra hızı) ve hava savunmada (tespit mesafesi) gerçekleşmiştir. Bu durumların her birinde yeni bir savaş yeteneğini gerçekleştirebilmek için teknoloji, süreç, organizasyon ve insan unsurlarındaki yeniliklerin çeşitli birleşimleri gerekmiştir.

Mekanize savaşı mümkün kılan esas yenilik Alman panzer tümenleri ile sembolleşen günde yüzlerce kilometre mesafelere gidebilen tankların teknolojisindeki yenilikler olmuştur. Geçmişte ordular yaya veya at sırtında günümüzle mukayese edilemeyecek kadar az mesafelerde ilerleyebilirdi. Tankların gelişiminde İngiliz ve Fransız orduları öncülüğünü yapsa da, sadece Alman ordusu teknolojideki yeniliği süreç ve organizasyonda yenilik ile birleştirerek yeni bir savaş yeteneği geliştirmeyi başarabildi. Alman ordusu içinde teknoloji ve süreçte yapılan ilk yenilikler yerleştikten sonra, bu yeniliklerin en iyi ne şekilde kullanılabilecekleri konusu gündeme geldi. Organizasyonda yenilik özellikle oluşturulacak mekanize birliklerin boyutlarının ne olacağı, yani bunların Panzer Tugayları mı yoksa Panzer Tümenleri mi olacağı konusu ile ilgiliydi. Bu alanların her birinde gerçekleştirilen bu evrim (radyo ve yakın hava desteği ile birlikte) kara savaşında dönüşüme yol açtı. Bu da Almanya’nın 1939′da Polonya’yı, 1940′ta da Fransa ve müttefiklerini hızla yenmesini sağladı.

ikinci Dünya Savaşının sonucunun çok daha çabuk alınmasına neden olan 1945 Ağustosunda ilk atom bombasının kullanımı savaş alanlarının çehresini tamamen değiştiriyordu. Atom bombalarının tahrip gücünün boyutu savaş alanlarında birçok boyutu ile çok önemli değişiklikler yaşanmasına neden oldu. Atom bombasının atılmasından on yıl gibi kısa bir süre sonra termo nükleer silahların daha yüksek tahrip gücü ile ortaya çıkması yeni değişimlerin eskisinden daha kısa süre içinde olacağını gösteriyordu.

Geçiş Ücretleri

25 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Karayolunun bakımı, korunması ile karayolu ve taşımanın yönetimine ilişkin giderlere katkıda bulunmak üzere yabancı plakalı taşıtlardan, Euro veya karşılığı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca ilan edilen konvertibl döviz veya Türk Lirası olarak geçiş ücreti alınmaktadır.

Köprü, tünel ve otoyol ücreti gibi karayolu alt yapısının kullanılmasından alınan ücret ile eşya/kargo ve taşıtlar için yapılan hizmetlerin ücretleri bu geçiş ücretlerine dahil edilmemektedir. Bakanlık, geçiş ücretlerini tespit etmeye, arttırmaya, indirmeye veya kaldırmaya yetkilidir.

Bu ücretlerin tahakkuk ve tahsili sınır kapılarındaki Bakanlık birimine bağlı sayman mutemetlerince veya Maliye Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.

Türkiye’ye giriş gümrük kapılarında ödenmesi gereken geçiş ücretlerinin ödenmediği veya eksik ödendiğinin tespiti halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen ücretler üç katı olarak tahsil edilmektedir. Bu madde kapsamındaki uygulamaya yönelik düzenlemeler ile geçiş ücretleri, Bakanlık tarafından hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanacak bir tebliğ ile yapılmaktadır. Uygulamada Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin hükümleri dikkate alınmaktadır.

gebze nakliyat