Yönetim Kavramı

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Lojistik ve TKY arasındaki ilişkiye değinmeden önce yönetim kavramına açıklık getirmek faydalı olacaktır. Yönetim insan ilişkilerinin olduğu her yerde ve zamanda var olmuştur. Tarihçiler yönetim düşüncesinin ilk çağda yaşamış medeniyetlerde dahi var olduğunu ve zaman içerisinde gelişme gösterdiğini belirtmektedirler. Tarihçi Daniel A.VVren organizasyon ve yönetim düşüncesinin başlangıcını MÖ. 5000′li yıllara kadar götürmektedir.32

Yönetim kavramı için birden fazla tanım bulmak mümkündür. Örneğin, Demir, yönetimi; “neyapılması gerektiğini belirleme ve bu amacı en iyi biçimde başkaları aracılığıyla gerçekleştirmenin uygulaması” olarak tanımlamaktadır.33 Akat’a göre ise yönetim “başka kişilerin çalışmaları işle amaca öncelik işlerin yapılması”dır.34

Yönetim düşüncesinin temel öğesini ve konusunu oluşturan “yönetim” kavramı, en geniş anlamda; “bir insan grubuna işbirliği ve eşgüdümleme sağlamaya yönelik olarak sürdürülen çalışmaların tümünü ifade eder. Koşullara bağlı olarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimlerde ele alınıp incelenen ve tanımlanan yönetim; en yalın anlatım biçimiyle, “bir kuruluşta ortak bir amaca ulaşma yolunda girişilen faaliyetlerin düzenlenmesi, yönlendirilmesi” olarak da tanımlanabilmektedir.

Yönetim biliminin kurucusu Henri Fayol, bir işletmeyi amacına doğru yöneltmek için, daha önce vurgulandığı gibi işletme içinde çeşitli faaliyetler, hareketler, işler yapıldığını, sözü geçen faaliyetlerin değişik gruplar halinde toplanabileceğini ve bu sınıflama sonunda hangilerinin yönetim faaliyeti olduğunun ortaya çıkarılabileceğini söyleyerek işletmelerde sözü edilen faaliyetlerini* altı ana grupta toplamakta ve bu suretle de yönetimin diğer bütün işlerden ayrı karakteri ve özelliği olan bir faaliyet ve ayrı bir işlev olduğunu açıkça belirtmektedir.

Taylor, bilimsel yönetim ilkelerini belirli temel prensiplere dayandırmıştır.35 Bunlar; işçinin bireysel yargısının yerine bilimin ikamesi (yani gerçek bir yönetim biliminin geliştirilmesiyle her işin en iyi nasıl yapılacağının belirlenmesi), işçilerin rast gele seçilip geliştirilmeleri yerine, çalışanların tek tek bilimsel olarak seçilip geliştirilmesi (yani incelenip, eğitilip, yetiştirilmesi), yönetimin çalışanlarla samimi bir işbirliği içinde olması şeklinde ifade edilebilir.

Fukuyama’ya göre36 Taylor, Amerikalılar’a özgü bir tarzda, bilimsel analiz kisvesinin altında birçok ideolojik varsayım saklamıştı. Onun için ortalama işçi, klasik ekonominin “ekonomik insanıyla” karşılaştırılabilirdi. Bu da temel olarak, kişisel menfaatlerinin uyarılmasına tepki veren pasif, rasyonel ve soyutlanmış bir bireyi tanımlıyordu. Bilimsel yönetimin hedefi, işyerini, bir işçinin gerek duyduğu tek niteliğin itaat olduğu bir tarzda yapılandırmaktı. İşçinin üretim hattı üzerinde kollarını ve bacaklarını hareket ettirerek yaptığı en temel hareketlere kadar işçilerin bütün aktiviteleri, üretim mühendisleri tarafından düzenlenen ayrıntılı kurallarla dikte ediliyordu. Yaratıcılık, inisiyatif, yenilikçilik vb. diğer bütün insani nitelikler, organizasyonun başka bir yerindeki uzmanların yetki alanına giriyordu. Bilimsel yönetim daha çok tanınınca, mantıksal olarak Taylorculuk düşük güvenli, kural-bazlı fabrika sistemini özetleyen bir şekilde sistematikleştirilmiştir. Başaran’a göre bir mühendis olan Taylor’un başlattığı bilimsel yönetim akımı, yönetimde insan ilişkilerine kaynaklık edecek bir görüş getirmemiştir.37 Ancak iş göreni bir makine olarak görse bile, yönetimde öne çıkartmış, onun incelenmesini gerekli kılmıştır. Üreten insanın yönetimce odak alınmasına, “Bilimsel Yönetim Kuramı”nın da üyesi olduğu yapısal kuramlar yol açmıştır.

1970′lerde başlayan ve 80′lerde yoğunlaşarak devam eden uluslararası rekabet, endüstrileşmiş ülkelerde rekabet üstünlüğünün korunması açısından fordist üretim anlayışının ve Taylorist iş organizasyonunun yetersizliğini açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca bu süreç içerisinde, özellikle rekabet gücünde önemli bir gerileme gözlemlenen ABD’de, teorik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak uygulama alanı bulan esnek kitle üretimi ve insan kaynakları modeli de yeterli etkinliği sağlayamamıştır.38

Lojistik ve Toplam Kalite Yönetimi

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan değişim sürecinde daha önce dikkate alınmayan tüketici tercihi daha fazla dikkate alınmaya başlanıyordu. Ticaret küreselleşip, ulusal sınırlardaki ticari engeller ortadan kalktıkça, arz yönlü üretim yapan işletmeler rekabet edebilme imkânlarını kaybetmeye başladılar. Bu süreçte biribirleri ilintilenmeye başlana lojistik ve toplam kalite yönetimine (TKY) çalışmanın bu bölümünde kısaca değinilecektir.

Doğada Lojistik

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

İnsanın diğer canlılardan temel farkı olduğu kabul edilen aklını kullanma becerisi ile ürettiği lojistik operasyonlardan çok daha mükemmel ve daha kompleks lojistik uygulamalara doğada rastlamak mümkündür. Oysa, iojistik üzerine yapılan çalışmaların, neredeyse tamamı insanoğlunun ihtiyaçlarının karşılanması veya faaliyetlerinin bü-tünlenmesi ile ilintili lojistik konuları kapsamakta, yerkürede insandan başka aktörlerce uygulanan lojistik operasyonlardan bahsedilmemek-tedir. Doğada gerçekleşen lojistik uygulamaların insanın ürettiklerinden en önemli farkı yüz binlerce yıl önceki ilk uygulamalarından beri hemen hiç hatasız ve değişime uğramadan yıllardan beri sürdürüle gelmiş olmasıdır. Mevcut bilgi birikimimiz ile çoğunu açıklayamadığımız, bizi hayrete düşüren bu uygulamalardan çok kısa bahsetmenin okuyucuların lojistik bakışına daha geniş bir perspektif vereceği değerlendirilmiştir.

Doğadaki en önde gelen lojistik üstatlarından biri arılardır. Arılar, bir insanın, elinde cetvel, gönye gibi aletler olmadan şekillerini bile

çizemeyeceği düzgün geometrik şekle sahip ve doğal depolama yerleri olarak kullandıkları petekleri imal edebilmektedir. Arılar petek yapımına en üstten başlarlar ve petekler aynı anda 2-3 yerden, üstelik de farklı arılar tarafından aşağıya doğru örülür. Hiçbir ek yerine rastlanmayan, her biri üç boyutlu altıgen prizma olan peteklerin, iç açılarının toplamı 120 derecedir. Bir kovanda sayıları 80 bini bulan arılar, çok dar bir alanda hiçbir kargaşa yaşamadan üretim yaparlar. Miktar olarak bir kovandaki arıların sayısı kadar insanın bir arada, aynı salonda her türlü ihtiyaçlarını karşılayarak üretim yapmaları için modern üretim tesislerinde uygulanan sistemlerle çözüm üretilmesi mümkün değildir. Kovanın temizliğinin yapılması, arı larvalarının ve yavrularının bakımı, kraliçe arı ve erkek arıların beslenmesi, bal yapılması, peteklerin inşası ve onarım işleri, kovanın havalandırılması, kovanın güvenliğinin sağlanması ve son olarak bal özü, çiçektozu, su, reçine gibi malzemelerin toplanması ve depolanması gibi kovandaki işlerin birçoğundan işçi arılar sorumludur. Mevcudun çok olması kovanda yapılması gereken işleri de doğal olarak artırmaktadır. Kovanın sıcaklığını sabit tutmak için arıların kullandığı yöntem de oldukça ilginçtir. Çok sıcak günlerde kovan ısısı çok yükseldiğinde polen veya nektar yerine kovana, yakındaki su kaynaklarından aldıkları su damlalarını getirir ve bunları kuluçka hücrelerinin üzerine serperler. Daha sonra kanatlarıyla hava akımı oluşturarak bu damlaların içerisindeki suyu buharlaştırırlar. Bu soğutma sistemiyle kovanın ısısı kısa sürede düşer. Arılar kovan ısısı düştüğünde önce sıkıca birbirlerine kümelenirler. Kalınlığı soğuğun şiddetine göre 2.5 cm ile 7.5 cm arasında olan bu arı kümesi, peteği kaplar. Arılar bu yöntemi kullanarak hava sıcaklığı -30 °C’ye düştüğünde bile kovan ısısını yaklaşık olarak 35 °C’de tutabilmektedirler.

Doğadaki lojistik ustaları sadece arılar değildir. Karıncaların kış i-çin yiyecek depolama konusundaki uzmanlıklarını okul kitaplarında başrolünü ağustos böceği ile paylaştığı La Fontaine’nin meşhur fabl’dan çoğumuz anımsarız. Yeryüzünde en kalabalık nüfusa* sahip olan karıncalar lojistik ile ilgilenenlere birçok konuda ilham kaynağı olabilir. Böcek türlerinin en “sosyal”lerinden biri olan karıncalar, toplumsal bir düzende koloniler halinde yaşarlar. Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve savaşırlar. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, diğer canlılardan üstündürler.29

Çölleri geçerken filmlerde görmeye alıştığımız develer ise, uzun çöl yolculuklarında, günler boyu sırtında yüzlerce kilo ağırlıkla açlık ve susuzluğa dayanabilmesi ile tam bir lojistik dehalarıdır. Develer, 10 dakikada ağırlıklarının üçte biri oranında su içerler. Bu miktar kimi zaman 130 litreyi bulabilmektedir. Bunun yanı sıra deve, insana oranla 100 kat daha geniş alanı kaplayan bir burun mukozasına sahiptir. Hayvan, çok büyük ve kıvrımlı burun mukozası sayesinde, havadaki nemin % 66’sını tutabilmektedir. Hayvanların çoğu böbreklerinde biriken üre kana karıştığı anda zehirlenerek ölürken develer, vücudunda oluşan üreyi de ankara nakliyat şirketlerini görebilirsiniz.

LOJİSTİKLE İLİNTİLİ DİĞER BİLİMSEL YAKLAŞIMLAR

17 Aralık, 2009 Yorum Yok »

Lojistik daha ziyade üretim sektörü dikkate alınarak incelenmektedir. Oysa lojistik sadece üretim sektöründen ibaret değildir. Bu bölümde lojistiğin diğer alanlarına kısaca değinilecektir.

Askeri Lojistik

Tarih boyunca birçok farklı alanda yaşanan teknolojik yeniliklerin, genelde ilk kez, askeri amaçlı olarak uygulama alanı bulduğundan daha önceki bölümlerde bahsetmiştik. En modern lojistik uygulamaların büyük bir çoğunluğu tarih boyunca önceleri muharebe alanlarında görülmüş daha sonra diğer alanlarda uygulama alanı bulmuştur. Son bölümde verilen bazı lojistik uygulama örneklerinin detaylı olarak incelenmesi halinde en kapsamlı ve uygulanması en güç olan lojistik operasyonların çoğunlukla askeri faaliyetlerin desteklenmesi maksadıyla icra edildiği tespit edilebilecektir. Lojistik sektörün askeri boyutu ile ilgili olmayan bir alanda bile olunsa, askeri lojistik konularında genel bilgi sahibi olmanın tüm lojistikçiler için faydalı olacağı değerlendirildiğinden, lojistiğin askeri boyutuna çalışmanın bu bölümünde kısaca değinilmiştir.

Askeri lojistik faaliyetlerinin muharebe sahasında başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için, olması gereken koşulların başında her şeyden önce lojistiğin ancak yokluğunda fark edilen çok önemli bir sorumluluk olduğu ve bu sorumluluğun sadece lojistikçiler değil harekatın diğer tüm alanlarından sorumlu komutanlarca, hatta ülkelerinde muharebe sahasının dışında bulunan siyasiler tarafından da paylaşılması gerektiği bilincinin yerleşmesi gelmektedir.

Askeri lojistik diğer lojistik faaliyetlerinden ayrı düşünülemez. Bir askeri lojistik uygulamasının başarısız olması halinde sadece maddi kayıplar değil aynı zamanda önemli manevi kayıplar da yaşanabileceği gibi ölçek açısından da oldukça kapsamlı kayıplarla* karşılaşılabilir. Askeri lojistik yapı ve planlar ordunun mali imkanları ve ikmal kapasitesi dikkate alınarak, muharebe sahasının gerçek ihtiyaçlarına göre oluşturulması gerekmektedir. Sarıkamış harekatı, Barbaros operasyonu gibi sadece ordunun ikmal kapasitesi dikkate alınarak, muharebe sahasının gerçek ihtiyaçları göz ardı edilerek yapılan lojistik planlar trajik sonuçlar doğmasına olmuştur. Askeri lojistik alanında dikkat edilmesi gereken ikinci prensip ikmal ihtiyaçlarının hacimsel boyutu düşürerek taşıma ihtiyaçlarını azaltmaktır. Bu kapsamda artık modern ordular daha hafif güçleri muharebe sahasına sürmek için tanklar ve kundağı motorlu toplarla donatılmış kuvvetlerin manevra kabiliyetinin daha az yakıt tüketerek arttırılması için, hafif zırhlı küçük çaplı silahlarla donatılmış araçlar* kullanmaya başladılar.

Canlılar için kan neyi ifade ediyorsa yakıt ikmali muharip birlikler için o denli önemlidir. Taşınan yakıt lojistik kuvvetlere büyük bir sorumluluklar yükler. Düşman eline geçmemesi gerekir. Ayrıca kaza veya sabotaj ile patlaması halinde dost birlikler için tehdit oluşturacağı için depolama konusunda önemli bir hassasiyet taşır.

Her mevsime uygun kumaşlardan yapılmış kıyafetler ve farklı iklimlerde kullanılabilen su geçirmez botlar değişen mevsim şartlarına göre farklı taleplerin karşılanmasında kolaylık sağlayacaktır. Metal yerine plastik ekipman kullanım harekat alanındaki ağırlıkların tonajından önemli tasarruf sağlayabilir. Kişisel e-kipmanda mümkün olduğunca güneş enerjisinden faydalanma yolu önemli kazançlar getirebilecektir. Kereste, kum torbası ve dikenli tel gibi bariyer malzemeleri hantal, hacimli ve yüklemesi zor olduğu için ulaştırma sistemleri üzerinde bir zorlama oluştururlar. Bu tür yüklerin getridiği en büyük problem standart bir yük özelliği taşımamasıdır. Bu tür malzemelerin düzenli ikmalinin sağlanması için ordu genelinde kullanılacak birlik büyüklükleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak, standart paketlerin geliştirilmesi lojistikçilerin işini kolaylaştıracaktır.

Mühimmat bir başka önemli ikmal maddesidir. Yokluğunda düşmana zarar vermek imkansızlaşacağından zamanında ve yeteri kadar bulundurulması hayati öneme sahiptir. Mühimmat ikmalinde iki önemli husus bulunmaktadır. Birincisi savaş alanında birçok değişik tipte cephaneye gerek duyulması, ikincisi savaş alanına çok eksik veya çok fazla cephane götürmeksizin ne kadar cephane gideceğini belirlemektir. Çok fazla ihtiyaç belirlenmesi ordu için tahsis edilen kaynakların gereksiz yere boşa kullanılmasına neden olurken ulaştırma imkanlarını gereksiz yere meşgul edecektir. Üstelik gerekli olmayan cephaneyi elleçlemek ekstra bir yük olacaktır. Mühimmatın azlığı da muharip birlikler için ciddi bir tehdit oluşturacaktır. Mühimmat cinslerinde müşterek kullanılabilmenin sağlanması lojsitik sıkıntıları en az seviyeye düşürebilecektir. Mobilize olabilmek mühimmat ikmalinde elastikiyet sağlayacaktır. Birlik ihtiyaçlarına göre paketler şeklinde ambalajlanmış araçlara veya konteynerlere yüklü mühimmat, değişen muharebe koşullarında ihtiyaçların karşılanmasında kolaylık sağlayacaktır.

Muharip sahasında harekatın tipine göre, su, hayatla eş anlamlı olabilmektedir. Muharip birlikler için gerekli olan suyun, muharebe sahasındaki içilemeyen deniz suyu gibi kaynaklardan dönüşüm ile sağlanması muharebe sahasındaki destek personel miktarını düşürecek, ulaştırma ihtiyacını azlatacaktır. Napolyon’un çok bilinen “Ordular mideler üzerinde gider” öz deyişinde vurgulandığı gibi yiyecek muharebe sahasının vazgeçilmez ikmal maddelerindendir. Geliştirilen hazır yemek teknolojisi ile kendini ısıtan uzun raf ömürlü kalorisi yüksek, standart ambalajlara sahip hazır yemekler harekat bölgesinde bulundurulması en pratik yemek pişirme operasyonundan bile daha az lojistik gayret gerektirecektir.

Muharebe sahasının gerçek resminin çıkarılması ve bu resmin gerektirdiği ihtiyaçların zamanında ve yeterli miktarda karşılanmasında iletişim çok önemlidir. Bilgi aktarımı lojistik faaliyetlerin planlandığı gibi icrası ve/veya meydana gelen değişikliklere cevap verebilecek elastikiyette olması adına ilk koşuldur. Fabrikadan savaş alanına ikmal, ancak gerçek-zamanlı bilgi aktarımı ile mümkündür. Yetenek merkezli donanımı tamamlayan böyle bir sistem olmaması halinde, lojistik sistem kullanışsız tedarik merkezli bir operasyon olarak kalmaya mahkumdur.

Bu bölümde bahsedilenden çok geniş bir konu olan, askeri lojistik faaliyetlerde, yukarıda birkaç cümle ile geçilen konuların ihmal edilmesi durumunda tarihte, binlerce askerin canından olduğu örnekler mevcuttur. İyi planlanmış bir lojistik destek tek başına zaferi getirmez ancak, kötü planlanmış bir lojistik destek felaket için yeterlidir.

gebze nakliyat