Yönetim Kavramı
Lojistik ve TKY arasındaki ilişkiye değinmeden önce yönetim kavramına açıklık getirmek faydalı olacaktır. Yönetim insan ilişkilerinin olduğu her yerde ve zamanda var olmuştur. Tarihçiler yönetim düşüncesinin ilk çağda yaşamış medeniyetlerde dahi var olduğunu ve zaman içerisinde gelişme gösterdiğini belirtmektedirler. Tarihçi Daniel A.VVren organizasyon ve yönetim düşüncesinin başlangıcını MÖ. 5000′li yıllara kadar götürmektedir.32
Yönetim kavramı için birden fazla tanım bulmak mümkündür. Örneğin, Demir, yönetimi; “neyapılması gerektiğini belirleme ve bu amacı en iyi biçimde başkaları aracılığıyla gerçekleştirmenin uygulaması” olarak tanımlamaktadır.33 Akat’a göre ise yönetim “başka kişilerin çalışmaları işle amaca öncelik işlerin yapılması”dır.34
Yönetim düşüncesinin temel öğesini ve konusunu oluşturan “yönetim” kavramı, en geniş anlamda; “bir insan grubuna işbirliği ve eşgüdümleme sağlamaya yönelik olarak sürdürülen çalışmaların tümünü ifade eder. Koşullara bağlı olarak araştırmacılar tarafından çeşitli biçimlerde ele alınıp incelenen ve tanımlanan yönetim; en yalın anlatım biçimiyle, “bir kuruluşta ortak bir amaca ulaşma yolunda girişilen faaliyetlerin düzenlenmesi, yönlendirilmesi” olarak da tanımlanabilmektedir.
Yönetim biliminin kurucusu Henri Fayol, bir işletmeyi amacına doğru yöneltmek için, daha önce vurgulandığı gibi işletme içinde çeşitli faaliyetler, hareketler, işler yapıldığını, sözü geçen faaliyetlerin değişik gruplar halinde toplanabileceğini ve bu sınıflama sonunda hangilerinin yönetim faaliyeti olduğunun ortaya çıkarılabileceğini söyleyerek işletmelerde sözü edilen faaliyetlerini* altı ana grupta toplamakta ve bu suretle de yönetimin diğer bütün işlerden ayrı karakteri ve özelliği olan bir faaliyet ve ayrı bir işlev olduğunu açıkça belirtmektedir.
Taylor, bilimsel yönetim ilkelerini belirli temel prensiplere dayandırmıştır.35 Bunlar; işçinin bireysel yargısının yerine bilimin ikamesi (yani gerçek bir yönetim biliminin geliştirilmesiyle her işin en iyi nasıl yapılacağının belirlenmesi), işçilerin rast gele seçilip geliştirilmeleri yerine, çalışanların tek tek bilimsel olarak seçilip geliştirilmesi (yani incelenip, eğitilip, yetiştirilmesi), yönetimin çalışanlarla samimi bir işbirliği içinde olması şeklinde ifade edilebilir.
Fukuyama’ya göre36 Taylor, Amerikalılar’a özgü bir tarzda, bilimsel analiz kisvesinin altında birçok ideolojik varsayım saklamıştı. Onun için ortalama işçi, klasik ekonominin “ekonomik insanıyla” karşılaştırılabilirdi. Bu da temel olarak, kişisel menfaatlerinin uyarılmasına tepki veren pasif, rasyonel ve soyutlanmış bir bireyi tanımlıyordu. Bilimsel yönetimin hedefi, işyerini, bir işçinin gerek duyduğu tek niteliğin itaat olduğu bir tarzda yapılandırmaktı. İşçinin üretim hattı üzerinde kollarını ve bacaklarını hareket ettirerek yaptığı en temel hareketlere kadar işçilerin bütün aktiviteleri, üretim mühendisleri tarafından düzenlenen ayrıntılı kurallarla dikte ediliyordu. Yaratıcılık, inisiyatif, yenilikçilik vb. diğer bütün insani nitelikler, organizasyonun başka bir yerindeki uzmanların yetki alanına giriyordu. Bilimsel yönetim daha çok tanınınca, mantıksal olarak Taylorculuk düşük güvenli, kural-bazlı fabrika sistemini özetleyen bir şekilde sistematikleştirilmiştir. Başaran’a göre bir mühendis olan Taylor’un başlattığı bilimsel yönetim akımı, yönetimde insan ilişkilerine kaynaklık edecek bir görüş getirmemiştir.37 Ancak iş göreni bir makine olarak görse bile, yönetimde öne çıkartmış, onun incelenmesini gerekli kılmıştır. Üreten insanın yönetimce odak alınmasına, “Bilimsel Yönetim Kuramı”nın da üyesi olduğu yapısal kuramlar yol açmıştır.
1970′lerde başlayan ve 80′lerde yoğunlaşarak devam eden uluslararası rekabet, endüstrileşmiş ülkelerde rekabet üstünlüğünün korunması açısından fordist üretim anlayışının ve Taylorist iş organizasyonunun yetersizliğini açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca bu süreç içerisinde, özellikle rekabet gücünde önemli bir gerileme gözlemlenen ABD’de, teorik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak uygulama alanı bulan esnek kitle üretimi ve insan kaynakları modeli de yeterli etkinliği sağlayamamıştır.38